Obezite nedir ?
Obezite, vücuda besin yoluyla alınan enerjinin, harcanandan fazla olmasıyla nedeniyle, vücut yağ kütlesinin, yağsız vücut kütlesine oranla artması ile oluşan kronik bir hastalıktır (Kopelman, 2006). Obezite genel olarak vücut yağ depolarına dayanarak sınıflandırılmıştır. ‘Aşırı kilolu’ ve ‘obezite’ terimleri bilimsel olarak
literatürde genellikle birbirinin yerine kullanılsa da bu iki kavram farklıdır (Fabricator ve Wadden, 2003). Obez bireylerde depoladıkları fazla yağ miktarında değil aynı zamanda vücudun o bölgedeki dağılımıda farklılık göstermektedir. Kilo alımıyla artan yağ dağılımı, obezite ile ilişkili hastalık risklerini arttırmaktadır (Kopelman, 2006; Bouchard, 2000). Obezite ciddi bir sağlık problemidir, başta kardiovasküler ve endokrin sistem olmak üzere vücudun tüm organ sistemini
etkileyerek sağlık problemlerine neden olmaktadır (WHO, 1997). Obezite, özelikle ilerleyen yıllarda hareketsiz yaşantıya bağlı olarak bireylerin, kronik hastalığa duyarlılığın artması ve yaşam süresinin azalması
nedeniyle önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır (Ukkola ve ark., 2005).
Günümüzde birçok batılı toplumda yağdan zengin gıdaların fazla olması ve fiziksel
aktivite eksikliği hem erkek hem de kadınların önemli bir bölümünde obeziteye yol
açan sosyo-ekonomik ortam yaratmıştır. Obezitenin yaygınlığı yirminci yüzyılın her
döneminde giderek artmaktadır (Neiman, 2011). Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tarafından yapılan sınıflandırmaya göre vücut
kütle indeksi (VKİ) değerlerini zayıf, normal, kilolu, 1. derece obez, 2. derece obez
ve 3. derece obez olarak adlandırılmaktadır (Heyward, 2014). Günümüzde bireylerin kilolu olup olmadıklarını saptamada ana yöntem olan
VKİ veya diğer adı ile Kuetelet indeksidir. VKİ, şişmanılığın sınıflandırılmasında pratik bir yöntem olarak kullanılaktadır. Vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesinden hesaplanmaktadır.
Egzersiz ve obezite
Enerji başlıca üç yolla tüketilmektedir; bunlar bazal metabolizma hızı (BMR) veya istirahat metabolizma hızı, beslenmeye bağlı yemeklerin termik etkisi ve egzersize bağlı enerji tüketimidir. Egzersiz obeziteden korunmanın en önemli stratejisi olarak tavsiye edilmektedir ve obezite tedavisinde de en etkili yöntemlerden biridir. Hareket etmenin tek etkisi kilo vermek değil, aynı zamanda da oluşan bu kilo kaybının
vücudumuzun sağlığını bozmadan fayda sağlamasıdır. Düzenli egzersiz, insulin direncinde, kan basıncında ve serum trigliserid düzeyinde azalmasında olumlu etkileri mevcuttur (Kopelman, 2001). Epidemiolojik çalışmalar, yapılan yüksek derecede fiziksel aktivitenin kilo artışı ve obeziteye karşı koruduğu düşüncesini desteklemektedir. Dirence karşı yapılan kuvvet egzersizleri, yağsız beden kütlelerini sınırlı bir beslenme sırasında dayanıklılık egzersizlerine göre daha etkin bir şekilde koruduğu belirlenmiştir
(Bouchard, 2000; Kopelman, 2001).
Egzersizin getirdiği riskler; En ciddi, ancak seyrek görülen riskler ani kardiyak ölümdür. Egzersizle gelen ani kardiyak ölüm; ventriküler taşikardi, koroner arter hastalığı, ventriküler fibrilasyon gibi aritmiler, miyokard infaktüsüne sebep olabilir. Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde görülme olasılığı daha fazla olabilmektedir (Polat, 2016). Travmatik yaralanmalar ve düşmeler de egzersiz sırasında sık 27 rastlanılan problemlerdir. Egzersiz yapılması ani kardiak ölümlerin görülme oranını arttırabilir (Kopelman, 2001; Polat, 2016).
